EĞİTİM ÖĞRETİMDEKİ BAZI SORUNLARIMIZ

EĞİTİM ÖĞRETİMDEKİ BAZI SORUNLARIMIZ

Karanlığa söylenmektense bir mumda sen yak der bir Çin atasözü. Öğretmenler için sanırım en iyi örnek mumdur. Son zamanlarda eğitim alanında yapılan yenilik ve atılımlara rağmen , eğitimde oluşan sorunlar karşısında asla pes etmeyen, tam tersi mum yada mumlar yakan bir insan profili çizmektedir muallimler. Mumun dibi karanlıktır. Kendi erirken etrafını aydınlatmaktan başka derdi yoktur. Başkaları için yaşamak bu olsa gerek.


Amerikalı bir eğitimci, Türkiye’deki okullarımızı ziyaret ettiğinde, yeni öğretmenliğe başlamış bir öğretmenimizin sınıfına girer. 15 dakika sonra şaşkın bir halde dışarı çıkar. Ve orada bekleyen sorumlu müdürümüze dönerek; “Bu öğretmeni Amerika’ya götürmek istiyorum. Orada örnek öğretmen olarak göstereceğim,” der. Tabii bizimkiler de şaşırır. Sebebini sorunca; “50 kişilik sınıfı susturdu ve ders anlattı. Bizim ülkemizde bırakın 50 kişiyi, 20 kişilik sınıfı bile susturup ders anlatmak çok zordur” der.
Ülkemin ekseri öğretmenleri örnekteki öğretmenimiz gibi kalabalık sınıflarda çalışmakta ve elinden gelen gayreti göstermektedir.


Bölgesel olarak ufak farklılıklar olsa da ülkemizin en büyük sorunlarından biri kalabalık sınıflardır. Kalabalık sınıflarda bir çok öğrenci arada kaynamaktadır.
Yeni geçtiğimiz yapılandırıcı eğitimin üzerinde çokça durduğu, çoklu zeka kavramının gerektirdiği farklı etkinlikleri, bu tür sınıflarda yapmak çok zor olmakta, yada geri dönüt almakta zorlanmaktayız.
Öğretmen-öğrenci arasında ders esnasında kurulması gereken göz teması kurulamamakta ve öğrenci dersden kopmaktadır.
Sınıftaki oksijen miktarı daha hızlı azalmakta , artan karbondioksit oranı uyuklamayı getirmektedir. Çağımızın hastalığı olan dikkat eksikliği de varsa; bir çok öğrenci kalabalık sınıflarda potansiyellerini inkişaf ettirememektedir.


Bir de bu kalabalık sınıflara eğitim bakımından yeterli düzeye ve daha önemlisi ilgiye sahip olmayan ebeveynler eklenince çocuk yeteneklerini keşfedemeden okuldan mezun olmaktadır.


Mesleki yönlendirmelerin ilköğretim 3.sınıf düzeyinde yapılması gerekirken, çok ileri yaşta yapılması, geçte olsa yapılan bu yönlendirmelerde baz olarak alınan eksik gözlem bilgileri yüzünden hatalar yapılmaktadır. Gözlemleri yapan öğretmenler, kalabalık yüzünden ister istemez çok sağlıklı bir yorum yapamamaktadır.
Biz öğretmenler sorunları dillendirmektense, mevcut koşullarda ne yapabilirizi düşünüyor ve kıyıya vuran dalgaların getirdiği denizyıldızlarını tekrar denize atan o genç gibi, ne kadar çok kişinin yeteneklerini keşfederek hayata atılmasını sağlarsak kardır diyor ve bunun için gayret gösteriyoruz.


Okullaşma oranı bu yıllarda baya ivme kazandı. Fakat genç nüfusun hızla arttığı ülkemizde, bu oran yetmemektedir. Atama bekleyen bu kadar öğretmen adayı olan ülkemizde, tek eksiğimiz bu genç ve dinamik öğretmenlere, bilgi ışığını sunabilecekleri yeni okullardır. En kısa zamanda 24 kişilik sınıf mevcudu olan okullara kavuşmamız lazım.
Ve mutlaka, çocuğu okula başlayan anne babalara, Anne-baba okulu mecburiyeti getirilmeli, okul-aile-çevre ilişkileri maksimum düzeye çıkarılmalıdır.


Sıraladığımız sorunların büyüklüğü ne olursa olsun, okul-aile ve çevre üçlü saç ayağının aralarındaki iletişimin sağlıklı olması, bu ayaklardan okul ve ailenin üzerine düşen vazifeyi hakkıyla yapması, sorunların en az zararla atlatılmasını sağlamaktadır. Sosyo ekonomik yapısı düşük dahi olsa, okuldan ve aileden ilgi gören öğrencilerin başarı düzeyinin arttığını görmekteyiz. Bilinçli olarak nitelendirdiğimiz bazı velilerimiz, okulların kalabalık olması sorununu fark etmekte ve bu konuda öğretmenlere elinden gelen yardımı yapmaya çalışmaktadır. Zaten sorumluluğunu bilen ebeveynlerin çocuğu eğitim ve öğretim açısından hemen dikkat çekmektedir.


Eğitihttps://muhtesemsozler.com/aralik-ayi-sozleri/me ayrılan payın yıldan yıla arttığı ülkemizde ideal okul sayısına ulaşana kadar, biz öğretmenler ile velilerimiz, üzerimize düşen sorumluğun hakkını vermeliyiz.
Unutmamalıyız ki, bu vatan bize miras değil emanettir. Ve bu emaneti korumanın yolu da ona sahip çıkacak nesilleri yetiştirmekle olur. Çocuğunuz için yapacağınız her türlü gayret ve fedakarlık bu milletin bekasına yapılan bir yatırımdır.